adjective

drowsy

uykulu, sersem, mahmur

I feel drowsy after lunch.

Öğle yemeğinden sonra uykulu hissediyorum.

The warm room made him drowsy.

Sıcak oda onu uykulu yaptı.

((uykulu hissetmek)) uykulu olma durumunu tanımlamak için. I often feel drowsy in the afternoon.

((birini uykulu yapmak)) uykululuğa neden olan bir şeyi tanımlamak için. This medication makes me drowsy.

Eşanlamlılar: sleepy, tired, lethargic; Zıtanlamlılar: alert, awake, energetic

Eski İngilizce'de 'uyuşuk hale gelmek' anlamına gelen 'drusian' kelimesinden gelir.

'Dozy' (uykulu) kelimesine benzer. 'Drowsy' hissettiğinizde, 'doze off' (içiniz geçmek) yapabilirsiniz.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.