adjective

eclectic

eklektik, seçmeci, derleme

She has an eclectic taste in music.

Müzik zevki eklektiktir.

The restaurant has an eclectic menu.

Restoranın eklektik bir menüsü var.

His collection of books was eclectic.

Kitap koleksiyonu eklektikti.

an eclectic ((isim)) eklektik Eklektik bir sanat koleksiyonu var.

Eş anlamlılar: çeşitli, farklı, geniş kapsamlı; Zıt anlamlılar: dar, sınırlı, homojen

Yunanca 'seçici' anlamına gelen 'eklektikos'tan, 'ek-' (dışarı) + 'legein' (seçmek) kelimelerinden türemiştir.

'Elect' (seçmek) gibi ses çıkarır. Eklektik bir kişi, geniş bir kaynak yelpazesinden fikirleri ve stilleri 'seçer'.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.