noun

economy

ekonomi, tasarruf, idare

The country's economy is growing fast.

Ülkenin ekonomisi hızla büyüyor.

We need to make some economies this month.

Bu ay biraz tasarruf yapmamız gerekiyor.

He flies economy class for business trips.

İş seyahatleri için ekonomi sınıfında uçar.

((bir ülkenin/bölgenin ekonomisi)) Ticaret ve sanayi sistemi. The German economy is very strong.

((tasarruf yapmak)) para biriktirmek We are trying to make economies at home.

((ekonomi sınıfı/boyu)) en ucuz veya en küçük versiyon I bought the economy size shampoo.

Eş anlamlılar: (sistem) ticaret, finansal sistem; (tasarruf) tutumluluk. Zıt anlamlılar: (tasarruf) israf, savurganlık.

Yunanca 'oikonomia' (ev idaresi) kelimesinden gelir, 'oikos' (ev) + 'nemein' (yönetmek) kelimelerinden türemiştir.

Bir ülkenin 'evini' ('oikos') yönetmeyi düşünün. Aynı kelime kendi 'evinizde' para biriktirmek için de geçerlidir.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.