adjective

elevated

yüksek, yüce, kaldırılmış

The house is on an elevated piece of land.

Ev, yüksek bir arazi parçası üzerinde.

He holds an elevated position in the company.

Şirkette yüksek bir konuma sahip.

They had an elevated conversation about philosophy.

Felsefe hakkında yüce bir sohbet ettiler.

((isim)) bir ismi tanımlar The house is on an elevated piece of land.

Eş anlamlılar: raised, high, lofty; Zıt anlamlılar: low, lowered

Latince 'kaldırmak' anlamına gelen 'elevare' kelimesinden, 'e-' (dışarı, yukarı) + 'levare' (kaldırmak) köklerinden gelir.

Sizi 'elevated' (yüksek) bir kata çıkaran bir 'elevator' (asansör) düşünün.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.