verb

elicit

ortaya çıkarmak, sağlamak, temin etmek

The question elicited a loud laugh.

Soru yüksek bir kahkahaya neden oldu.

They tried to elicit the truth from him.

Ondan gerçeği ortaya çıkarmaya çalıştılar.

((sth.)) 〈from sb.〉 (birinden) (bir şeyi) ortaya çıkarmak The question elicited a loud laugh.

Eş anlamlılar: evoke, extract, obtain, draw out; Zıt anlamlılar: suppress, hide

Latince 'elicere' (dışarı çekmek) kelimesinden, 'e-' (dışarı) + 'lacere' (cezbetmek, ayartmak) köklerinden gelir.

'e-'yi 'exit' (çıkış) ve 'licit'i 'illicit' (yasadışı) kelimesinin zıttı gibi düşünerek, bilgiyi yasal yollarla dışarı çıkarmak olarak hatırlayabilirsiniz.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.