adjective

alive

canlı, hayatta

My grandparents are still alive.

Büyükannem ve büyükbabam hala hayatta.

The city comes alive at night.

Şehir geceleri canlanır.

He is alive to the dangers of the situation.

Durumun tehlikelerinin farkında.

((biri/bir şey)) canlıdır canlı olmak O örümcek canlı mı?

((bir şey)) ile dolu olmak ((bir şey)) ile dolu olmak Bahçe arılarla dolu.

((bir şeyin)) farkında olmak ((bir şeyin)) farkında olmak Başarısızlık ihtimalinin farkında.

Eş anlamlılar: living, animate; Zıt anlamlılar: dead, deceased

Eski İngilizce'de 'hayatta' anlamına gelen 'on līfe' kelimesinden gelir. 'a-' öneki genellikle 'içinde' veya 'üzerinde' anlamına gelirdi.

Bunu 'bir hayata' (a life) sahip olma durumu olarak düşünün. Eğer 'bir hayatınız' varsa, hayattasınızdır (alive).

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.