noun

emerald

zümrüt

She wore a beautiful emerald necklace.

Güzel bir zümrüt kolye takıyordu.

The hills were a brilliant emerald green.

Tepeler parlak bir zümrüt yeşiliydi.

((bir zümrüt)) yeşil bir değerli taş She wore an emerald necklace.

((zümrüt yeşili)) parlak yeşil bir renk The hills were emerald green.

Eş anlamlılar: (taş) beril, yeşim; (renk) yeşil

Eski Fransızca 'esmeraude', Latince 'smaragdus', Yunanca 'smaragdos' (yeşil mücevher) kelimelerinden gelir.

Parlak yeşil rengi hatırlamak için 'Oz Büyücüsü'ndeki Zümrüt Şehir'i hayal edin.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.