determiner

all

tüm, bütün, hepsi

All the students passed the test.

Bütün öğrenciler sınavı geçti.

I ate all of it.

Hepsini yedim.

She was all alone.

O tamamen yalnızdı.

All you need is love.

Tek ihtiyacın olan şey sevgi.

((all)) + ((çoğul isim)) tamamı. All the students passed the test.

((all)) of ((zamir/isim)) tamamı. I ate all of it.

((all)) + ((sıfat/zarf)) tamamen. She was all alone.

Eş anlamlılar: every (her), whole (bütün), entire (tüm); Zıt anlamlılar: none (hiçbiri), nothing (hiçbir şey)

Eski İngilizce'de 'bütün miktar, tüm' anlamına gelen 'eall' kelimesinden gelir.

Her şeyi kucaklamak için kollarınızı genişçe açtığınızı hayal edin. 'all' kelimesi herkese sesleniyormuşsunuz gibi geliyor.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.