noun

emptiness

boşluk, ıssızlık

He stared into the emptiness of the desert.

Çölün boşluğuna baktı.

She felt a deep emptiness after he left.

O gittikten sonra derin bir boşluk hissetti.

((of sth.)) (...nın) boşluğu The emptiness of the house felt strange.

a feeling of emptiness bir boşluk hissi She felt a great emptiness in her life.

Eş anlamlılar: void (boşluk), vacuum (vakum), vacancy (boşluk); Zıt anlamlılar: fullness (doluluk), completeness (bütünlük)

'Empty' (boş) sıfatı + durum veya nitelik belirten '-ness' isim yapım ekinden gelir.

'Boş olma durumu' olarak hatırlayın. Fiziksel bir alanı veya duygusal bir hissi ifade edebilir.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.