verb

encompass

kapsamak, içermek, kuşatmak

The plan encompasses several different ideas.

Plan birkaç farklı fikri kapsıyor.

The national park encompasses a vast wilderness.

Milli park geniş bir yaban hayatı alanını kapsıyor.

((bir şeyi)) kapsamak to ((encompass)) (sth.) The study encompasses a wide range of topics.

Eş anlamlılar: içermek, kapsamak, kaplamak, ihtiva etmek

'en-' (içine) + 'compass' (pusula, kapsam). Bir şeyi bir daire veya kapsam içine almak.

Birçok öğenin etrafına bir pergel (compass) ile bir daire çizerek hepsini 'kapsadığınızı' hayal edin.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.