verb

encourage

cesaretlendirmek, teşvik etmek, desteklemek

My parents always encouraged me to study hard.

Ailem beni her zaman çok çalışmam için teşvik etti.

The new policy encourages investment.

Yeni politika yatırımı teşvik ediyor.

((birini)) ((bir şey yapmaya)) (birini) (bir şey yapmaya) teşvik etmek. She encouraged him to apply for the job.

((bir şeyi)) (bir şeyi) teşvik etmek. The government encourages foreign investment.

Eş anlamlılar: motivate, inspire, support; Zıt anlamlılar: discourage, dissuade

'en-' (içine koymak) ve 'courage' (cesaret) kelimelerinden. Kelimenin tam anlamıyla birine cesaret vermek.

Birinin içine ('en-') cesaret ('courage') koyduğunuzu düşünün.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.