verb

endow

bağışlamak, bahşetmek

The alumnus will endow the university with a library.

Mezun, üniversiteye bir kütüphane bağışlayacak.

She was endowed with a great voice.

Ona harika bir ses bahşedilmişti.

((birine/bir şeye)) ((bir şey)) bahşetmek Ona büyük bir yetenek bahşedilmişti.

((bir şeyi)) ((birine/bir yere)) bağışlamak Koleje bir burs bağışladı.

Eşanlamlılar: bestow (bahşetmek), grant (vermek), provide (sağlamak), furnish (donatmak)

Eski Fransızca 'endouer' kelimesinden, 'en-' (içinde) + 'douer' (çeyiz vermek) kelimelerinden türemiştir.

Bir kuruma veya kişiye değerli bir şey sağlayarak onlara bir 'çeyiz' (dowry) verdiğinizi düşünün.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.