noun

endowment

bağış, vakıf, doğal yetenek

The university has a large endowment.

Üniversitenin büyük bir bağışı var.

She has a natural endowment for music.

Müziğe karşı doğal bir yeteneği var.

((bir bağış)) ((için sth.)) belirli bir amaç için bir fon The school received an endowment for its library.

((doğal bir yetenek)) ((için sth.)) bir şeye karşı doğal bir yetenek He has a natural endowment for leadership.

Eşanlamlılar: grant (hibe), bequest (miras), gift (hediye), talent (yetenek)

Eski Fransızca 'endouer' (çeyiz vermek) kelimesinden, 'en-' (içine) + 'douer' (vermek). Birine bir hediye 'bahşetmek' gibi düşünün.

Gelir sağladığı için asla 'sona ermeyen' (end) bir hediye olarak düşünün.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.