verb

endure

dayanmak, katlanmak, tahammül etmek, sürmek

She had to endure a lot of pain.

Çok fazla acıya katlanmak zorunda kaldı.

He can't endure being defeated.

Yenilmeye dayanamıyor.

Their friendship endured for many years.

Onların dostluğu yıllarca sürdü.

((bir şeye)) dayanmak She had to endure a lot of pain.

((-ing))'e dayanmak He can't endure being defeated.

((bir şey)) sürmek Their friendship endured for many years.

Eş anlamlılar: bear, tolerate, withstand, last; Zıt anlamlılar: yield, surrender

Latince 'sertleştirmek' anlamına gelen 'indurare' kelimesinden, 'in-' (içinde) + 'durus' (sert) köklerinden gelir.

'durable' (dayanıklı) ile bağdaştırın. 'endure' etmek, zor bir zamanda 'durable' olmaktır.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.