adjective

enriching

zenginleştirici, ufuk açıcı, değerli

It was an enriching experience.

Zenginleştirici bir deneyimdi.

She found the conversation very enriching.

Sohbeti çok zenginleştirici buldu.

an enriching ((noun)) zenginleştirici bir (isim). Gönüllülük onun için zenginleştirici bir deneyimdi.

Eş anlamlılar: rewarding, valuable, beneficial, fulfilling; Zıt anlamlılar: unfulfilling, damaging

'enrich' fiilinin sıfat olarak kullanılan '-ing' takısı almış hali. 'en-' (yapmak) + 'rich' (zengin) kelimelerinden gelir.

Bir deneyim 'zenginleştirici' ise, toprağa besin eklemek gibi hayatınıza zenginlik ve değer katar.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.