adjective

equal

eşit, denk

Cut the cake into four equal pieces.

Pastayı dört eşit parçaya böl.

All people should have equal rights.

Bütün insanlar eşit haklara sahip olmalıdır.

((to sb./sth.)) (-e) eşit olmak Bir dolar 100 sente eşittir.

((in sth.)) (-de) eşit olmak Oyuncular yetenek bakımından eşittir.

Eş anlamlılar: same, identical, equivalent; Zıt anlamlılar: unequal, different

Latince 'uniform, identical' anlamına gelen 'aequalis' kelimesinden gelir.

İki şeyin aynı olduğunu gösteren eşittir işaretini (=) düşünün.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.