noun

essence

öz, esans, cevher

The essence of the problem is a lack of communication.

Sorunun özü iletişim eksikliğidir.

She added a few drops of vanilla essence.

Birkaç damla vanilya esansı ekledi.

((sth.nin)) özü (bir şeyin en önemli niteliği veya özelliği) Argümanının özü açıktı.

((birkaç damla)) ((sth.)) esansı (güçlü kokulu veya aromalı bir madde) Kekin içine biraz badem esansı ekleyin.

Eş anlamlılar: core, spirit, nature (öz); extract, concentrate (esans)

Latince 'varlık, öz' anlamına gelen 'essentia' kelimesinden, o da 'olmak' anlamına gelen 'esse'den gelir.

'Essence', bir şeyin temel 'varlığı'dır (Latince 'esse').

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.