verb

allow

izin vermek, müsaade etmek, olanak tanımak, kabul etmek

They don't allow smoking here.

Burada sigara içmeye izin vermiyorlar.

Allow me to introduce myself.

Kendimi tanıtmama izin verin.

Allow two hours for the journey.

Yolculuk için iki saat ayırın.

((sth.)) (bir şeye) izin vermek They don't allow smoking here.

((sb.)) ((to-inf)) (birinin bir şey) yapmasına izin vermek Allow me to introduce myself.

((allow for sth.)) (bir şeyi) hesaba katmak Allow two hours for the journey.

Eş anlamlılar: permit, let, authorize; Zıt anlamlılar: forbid, prohibit, prevent

Eski Fransızca'da 'yerleştirmek, vermek, onaylamak' anlamına gelen 'alouer' kelimesinden gelir.

'Allow' kelimesi 'a law' (bir yasa) gibi duyulur. Bir yasa bir şeylere izin verebilir veya yasaklayabilir.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.