adjective

established

yerleşik, köklü, tanınmış, kurulmuş

She works for an established law firm.

Köklü bir hukuk firmasında çalışıyor.

It is an established fact that the earth is round.

Dünyanın yuvarlak olduğu kanıtlanmış bir gerçektir.

established bir ((isim)) köklü bir (isim) Köklü bir hukuk firmasında çalışıyor.

Eş anlamlılar: recognized, settled, proven; Zıt anlamlılar: new, unknown

Latince 'stabilire' (sabit kılmak) kelimesinden gelir. 'e-' öneki + 'stabilire', 'establish' olmuştur. '-ed' eki geçmiş zaman ortacı/sıfat yapar.

Uzun süredir yerinde 'sabit (stable)' duran ve bu sayede 'yerleşik (established)' hale gelen bir şeyi düşünün.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.