noun

evidence

kanıt, delil

The police found evidence at the crime scene.

Polis olay yerinde kanıt buldu.

There is no evidence to support his claim.

Onun iddiasını destekleyecek hiçbir kanıt yok.

Do you have evidence that this is true?

Bunun doğru olduğuna dair kanıtın var mı?

((kanıt)) ((of/for sth.)) (bir şeyin) kanıtı Bir suçun açık kanıtı var.

((kanıt)) ((that...)) (-dığına dair) kanıt Olay yerinde olduğuna dair kanıt var.

Synonyms: proof, confirmation, indication; Antonyms: conjecture, theory

Latince 'evidentia' kelimesinden, 'e-' (dışarı) ve 'videre' (görmek) kelimelerinden türemiştir. Açıkça 'görülebilen' bir şey anlamına gelir.

'video' kelimesiyle bağlantılıdır. Her ikisi de 'görmek' anlamına gelen 'vid' kökünü paylaşır. Bir video kanıt olarak kullanılabilir.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.