adjective

exclusive

özel, seçkin, münhasır, tek

This is an exclusive offer for our members.

Bu, üyelerimize özel bir tekliftir.

She gave an exclusive interview to the magazine.

Dergiye özel bir röportaj verdi.

They live in an exclusive neighborhood.

Seçkin bir mahallede yaşıyorlar.

The two options are mutually exclusive.

İki seçenek birbirini dışlar.

((...)) teklif/kulüp/röportaj özel bir teklif/kulüp/röportaj Bu, üyelerimize özel bir tekliftir.

((to sb./sth.)) (birine/bir şeye) özel Haklar o şirkete özeldir.

Eş anlamlılar: sole, unique, private, select; Zıt anlamlılar: inclusive, common, public

'exclude' fiilinin sıfat hali. Başkalarını dışlama niteliğine sahip bir şeyi tanımlar.

'Exclusive' (seçkin) bir kulüp, çoğu insanı 'exclude' (dışladığı) için özeldir ve bu da onu lüks yapar.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.