noun

excuse

mazeret, bahane, özür

He is always making excuses.

O her zaman mazeretler uydurur.

I'm tired of your excuses.

Senin mazeretlerinden bıktım.

There are no excuses for your behavior.

Davranışın için hiçbir mazeret yok.

((mazeret uydurmak)) mazeret uydurmak Stop making excuses.

((bir mazeret)) ((için sth.)) bir şey için bir mazeret What's your excuse for being late?

Eş anlamlılar: reason, justification, alibi, pretext

Latince 'ex-' (dışarı) + 'causa' (sebep, neden). Bir şeyden kurtulmak için verilen sebep.

Bir 'excuse' (mazeret), suçlamadan 'çıkmak' (ex) için verdiğiniz 'sebep'tir (cause).

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.