adjective

exhausted

tükenmiş, bitkin, yorgun

I was too exhausted to cook dinner.

Akşam yemeği pişiremeyecek kadar yorgundum.

Our supplies are exhausted.

Malzemelerimiz tükendi.

((sb.)) exhausted (birisi) çok yorgun olmak Uzun uçuştan sonra tamamen tükendim.

exhausted from ((sth./-ing)) (bir şey) yüzünden yorulmak Bütün gün çalışmaktan bitkin düşmüştü.

Eş anlamlılar: tired, worn out, fatigued; Zıt anlamlılar: energetic, refreshed, rested

Latince 'ex-' (dışarı) + 'haurire' (su çekmek) kelimelerinden gelir, kelimenin tam anlamıyla 'suyunu çekmek, kurutmak'.

Bir arabanın egzoz (exhaust) borusunun tüm dumanı dışarı atıp enerjisiz kaldığını düşünün. Bu kelime de enerjinin tamamen bittiği anlamına gelir.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.