exotic
Çeviri
egzotik, yabancı, alışılmadık
Örnekler
She wore an exotic perfume.
Egzotik bir parfüm sürüyordu.
They visited an island with exotic birds.
Egzotik kuşların olduğu bir adayı ziyaret ettiler.
Dilbilgisi Kalıpları
((exotic)) + isim (bir şeyi) yabancı veya alışılmadık olarak tanımlar. I tried an exotic fruit for the first time.
Benzer Kelimeler
Eş anlamlılar: yabancı, alışılmadık, garip; Zıt anlamlılar: yerli, yerel, yaygın
Etimoloji
Yunanca 'dış' anlamına gelen 'exō' kelimesinden türeyen 'yabancı' anlamındaki 'exōtikos'tan gelmektedir.
Hafıza İpuçları
'Exo-' önekini 'exit' (çıkış) kelimesindeki gibi düşünün; dışarıdan gelen bir şeyi ifade eder.