adjective

expected

beklenen, umulan

The expected arrival time is 10 PM.

Beklenen varış saati akşam 10.

This was an expected result.

Bu beklenen bir sonuçtu.

She is expected to win the race.

Onun yarışı kazanması bekleniyor.

the expected ((noun)) beklenen ... The expected arrival time is 10 PM.

to be expected to ((do sth.)) ... yapması beklenmek She is expected to win the race.

as expected beklendiği gibi The plan worked as expected.

Eş anlamlılar: anticipated, predicted, likely; Zıt anlamlılar: unexpected, surprising

'Expect' fiilinin geçmiş zaman ortacı, Latince 'exspectare' kelimesinden gelir.

Bir şey 'expected' (beklenen) ise, bu bir sürpriz değildir. Olacağını düşündüğünüz şeydir.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.