adjective

extraordinary

olağanüstü, fevkalade, sıra dışı, ender

She has an extraordinary talent for music.

Müzik için olağanüstü bir yeteneği var.

The meeting was called for an extraordinary reason.

Toplantı olağanüstü bir nedenle çağrıldı.

((isim)) çok sıra dışı veya dikkate değer. She has an extraordinary talent for music.

Eş anlamlılar: remarkable, exceptional, amazing; Zıt anlamlılar: ordinary, common, usual

'extra-' (dışında, ötesinde) öneki ve 'ordinary' (sıradan) kelimesinden gelir. Kelimenin tam anlamı 'sıradanın ötesinde'dir.

'Sıradan' (ordinary) olmayan, 'ekstra' (extra) özel bir şey düşünün.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.