noun

facilitator

kolaylaştırıcı, moderatör, arabulucu

The facilitator guided the group discussion.

Kolaylaştırıcı grup tartışmasını yönlendirdi.

She acted as a facilitator for the peace talks.

Barış görüşmeleri için arabulucu olarak görev yaptı.

((of sth.))'nin kolaylaştırıcısı Danışman, stratejik planlama sürecinin kolaylaştırıcısı olarak görev yaptı. The consultant served as a facilitator of the strategic planning process.

Synonyms: moderatör, arabulucu, koordinatör

Latince 'kolay' anlamına gelen 'facilis' kelimesinden gelir. Kolaylaştırıcı, işleri kolaylaştıran kişidir.

Bir grup için bir görevi 'kolay' (facile) hale getiren kişiyi düşünün.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.