verb

feel

hissetmek, dokunmak, düşünmek

I feel happy today.

Bugün mutlu hissediyorum.

Feel this fabric; it's so soft.

Bu kumaşa dokun; çok yumuşak.

How do you feel about this plan?

Bu plan hakkında ne düşünüyorsun?

She felt a pain in her leg.

Bacağında bir ağrı hissetti.

((adjective)) ((sıfat)) hissetmek I feel tired.

((sth.)) ((bir şeyi)) hissetmek, dokunmak I felt the rain on my face.

feel like ((...)) ((...)) gibi hissetmek It feels like a dream.

feel that ((...)) ((...)) olduğunu düşünmek I feel that you are right.

Eş anlamlılar: sense, touch, perceive; Zıt anlamlılar: be numb

Eski İngilizce'de 'dokunarak algılamak' anlamına gelen 'fēlan' kelimesinden gelmektedir.

Bir şeye dokunmanın fiziksel anlamını, bir duyguyu deneyimlemenin duygusal anlamıyla birleştirin. Her ikisi de algılamayı içerir.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.