noun

felicity

saadet, mutluluk, uygunluk

She lived a life of domestic felicity.

Aile saadeti içinde bir hayat yaşadı.

He expressed his ideas with great felicity.

Fikirlerini büyük bir isabetle ifade etti.

((of sth.)) yoğun bir mutluluk hali The couple enjoyed marital felicity.

((of sth.)) iyi seçilmiş veya uygun olma niteliği He admired the felicity of her phrasing.

Eş anlamlılar: happiness, bliss, joy, appropriateness, aptness; Zıt anlamlılar: misery, sorrow, infelicity

Latince 'felicitas' (mutluluk, iyi talih) kelimesinden, o da 'felix' (mutlu, şanslı) kelimesinden gelir.

'Felicity' kelimesini 'feeling city' (hisler şehri) olarak düşünün - mutlu hislerle dolu bir şehir.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.