filled
Çeviri
dolu, doldurulmuş
Örnekler
The box is filled with books.
Kutu kitaplarla dolu.
I feel filled after that big meal.
O büyük yemekten sonra doymuş hissediyorum.
Dilbilgisi Kalıpları
((with sth.)) (bir şey) ile dolu olmak The box is filled with books.
Benzer Kelimeler
Eş anlamlılar: full, packed, stuffed; Zıt anlamlılar: empty, vacant
Etimoloji
'to fill' (doldurmak) fiilinin geçmiş zaman ortacından gelir.
Hafıza İpuçları
Bir bardağın suyla 'doldurulduğunu' ve dolduğunu hayal edin.