verb

find

bulmak, keşfetmek, düşünmek, farkına varmak

I can't find my keys.

Anahtarlarımı bulamıyorum.

They found a solution to the problem.

Soruna bir çözüm buldular.

I find this book very interesting.

Bu kitabı çok ilginç buluyorum.

The court found him guilty.

Mahkeme onu suçlu buldu.

((sth.)) (bir şeyi) bulmak Anahtarlarımı bulamıyorum.

((sth.)) ((adjective)) (bir şeyi) (... olarak) bulmak Bu kitabı çok ilginç buluyorum.

((that ...)) farkına varmak (ki...) Dükkanın kapalı olduğunu fark etti.

((sb.)) ((adjective/noun)) (birini) (... olarak) bulmak Mahkeme onu suçlu buldu.

Synonyms: discover, locate, uncover; Antonyms: lose, misplace

Eski İngilizce'de 'rastlamak, keşfetmek' anlamına gelen 'findan' kelimesinden türemiştir. Almanca 'finden' ile kökteştir.

Bir hazine avında olduğunuzu ve haritadaki 'X' işaretini 'find' (bulmaya) çalıştığınızı hayal edin.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.