noun

fisher

balıkçı, balıkçı sansarı

The old fisher cast his net into the sea.

Yaşlı balıkçı ağını denize attı.

A fisher was spotted in the deep woods.

Sık ormanlarda bir balıkçı sansarı görüldü.

((bir/o)) fisher bir balıkçı, bir balıkçı sansarı The old fisher cast his net into the sea.

Eş anlamlılar: fisherman, angler

Eski İngilizce'de 'balık tutan kişi' anlamına gelen 'fiscere' kelimesinden, o da 'fisc' (balık) kelimesinden türemiştir.

Hayatını 'balık tutarak' (fishes) kazanan birini düşünün. Ayrıca, avını 'yakalayan' (fishes) bir hayvan olan sansarı da hatırlayın.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.