verb

fixate

saplanıp kalmak, gözünü dikmek

Don't fixate on your past mistakes.

Geçmişteki hatalarına saplanıp kalma.

He tends to fixate on small details.

Küçük ayrıntılara takılıp kalma eğilimindedir.

((on sth.)) (bir şeye) saplanıp kalmak She tends to fixate on minor problems.

Eş anlamlılar: obsess (takıntı yapmak), focus on (odaklanmak), dwell on (üzerinde durmak); Zıt anlamlılar: ignore (görmezden gelmek), disregard (önemsememek)

Latince 'fixus' (sabit) kelimesine fiil yapan '-ate' ekinin eklenmesiyle oluşmuştur. 'Sabit hale getirmek' anlamına gelir.

Gözlerinizin bir noktaya 'sabitlendiğini' ve başka yere bakamadığınızı hayal edin. Bu görsel, zihinsel takıntı veya odaklanma anlamını hatırlamanıza yardımcı olur.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.