noun

fixer

tamirci, arabulucu, fiksatif

He is a well-known political fixer.

O, tanınmış bir siyasi arabulucudur.

We need a fixer for this broken pipe.

Bu bozuk boru için bir tamirciye ihtiyacımız var.

The photographer used a fixer for the prints.

Fotoğrafçı baskılar için bir fiksatif kullandı.

bir + ((fixer)) (bir şeyleri tamir eden veya çözen kişi) He is a well-known political fixer.

Eş anlamlılar: repairman, problem-solver, troubleshooter

'Tamir etmek' anlamına gelen 'to fix' fiiline, işi yapan kişiyi belirten '-er' ekinin eklenmesiyle oluşmuştur.

İster bir makine ister zor bir durum olsun, bir şeyleri 'tamir eden' bir kişiyi düşünün.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.