noun

flesh

et, beden, meyve eti

The wound was deep, down to the flesh.

Yara derindi, ete kadar iniyordu.

The flesh of the mango is sweet.

Mangonun eti tatlıdır.

He is my own flesh and blood.

O benim canım ciğerimdir.

((bir şeyin)) eti (bir şeyin) yumuşak kısmı Mangonun eti tatlıdır.

kanlı canlı şahsen Sonunda en sevdiğim aktörle kanlı canlı tanıştım.

can ciğer aile, akraba O benim canım ciğerimdir.

meat, tissue, pulp (meyve eti)

Eski İngilizce 'flǣsc' kelimesinden gelir.

'Fresh' (taze) kelimesine benziyor. Hatırlamak için 'taze et' (fresh flesh) düşünebilirsiniz.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.