verb

flicker

titremek, parıldamak, kırpışmak

The candle flame began to flicker.

Mum alevi titremeye başladı.

An idea flickered across her mind.

Aklından bir fikir geçti.

((özne)) titremek, düzensiz yanmak The candle flame began to flicker.

Synonyms: glimmer, shimmer, twinkle

Eski İngilizce'de 'kanat çırpmak' anlamına gelen 'flicorian' kelimesinden türemiştir.

Bir ışık düğmesine 'hafifçe vurmanın' (flick) ışığın 'titremesine' (flicker) neden olduğunu hayal edin.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.