adjective

flourishing

gelişen, serpilen, başarılı

The company is a flourishing business.

Şirket gelişen bir işletme.

She has a flourishing career as an artist.

Sanatçı olarak parlak bir kariyeri var.

((a flourishing + isim)) başarılı veya büyüyen bir varlığı tanımlar The city has a flourishing arts scene.

Eş anlamlılar: thriving, prosperous, successful; Zıt anlamlılar: declining, failing

Eski Fransızca 'floriss-' kökünden, 'florir' (çiçek açmak) fiilinden, o da Latince 'florere' (çiçeklenmek) ve 'flos' (çiçek) kelimelerinden gelir.

Gelişen ('flourishing') bir 'flower' (çiçek) tarlası hayal edin.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.