noun

fog

sis, duman

Thick fog made it difficult to drive.

Yoğun sis araba kullanmayı zorlaştırdı.

My mind was in a fog after the accident.

Kazadan sonra zihnim bir sis içindeydi.

yoğun bir sis yoğun bir su damlacığı bulutu Thick fog made it difficult to drive.

bir sis içinde bir kafa karışıklığı durumunda My mind was in a fog after the accident.

Eş anlamlılar: mist (pus), haze (hafif sis) (hava); confusion (kafa karışıklığı), daze (sersemlik) (zihinsel durum)

Muhtemelen İskandinav kökenli, Danca 'fog' (serpinti, sağanak) ile ilişkili.

Dışarıdaki 'sis' yüzünden göremediğinizi hayal edin, tıpkı zihniniz bir 'sis' içindeyken net düşünemediğiniz gibi.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.