verb

followed

takip etmek, uymak, anlamak, ardından gelmek

The dog followed him home.

Köpek onu eve kadar takip etti.

Please follow the instructions carefully.

Lütfen talimatları dikkatlice takip edin.

I don't follow your logic.

Mantığını anlamıyorum.

A discussion followed the speech.

Konuşmayı bir tartışma izledi.

((sb./sth.)) (birini/bir şeyi) takip etmek The police car followed the suspect.

((sth.)) (bir şeye) uymak You must follow the rules.

((sth.)) (bir şeyi) anlamak Do you follow me?

Synonyms: pursue, obey, understand; Antonyms: lead, precede

Eski İngilizce'de 'eşlik etmek, peşinden gitmek' anlamına gelen 'folgian' kelimesinden gelir.

Birinin peşinden gitme anlamını hatırlamak için annelerini takip eden bir sıra ördek yavrusu hayal edin.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.