adjective

fond

düşkün, seven, şefkatli

I am fond of chocolate.

Çikolataya düşkünüm.

She has fond memories of her childhood.

Çocukluğuna dair hoş anıları var.

((to be)) fond of ((birine/bir şeye)) - (birine/bir şeye) çok düşkün olmak He is very fond of his grandmother.

((a)) fond ((isim)) - şefkatli bir (isim) She gave him a fond look.

Eş anlamlılar: keen on, attached to; Zıt anlamlılar: averse to

Orta İngilizce'deki 'fonned' (aptal olmak) kelimesinden gelir. Anlamı 'aptalca sevmek'ten 'sevgi dolu, şefkatli'ye dönüşmüştür.

Kelimeyi hoş bir duyguyla ilişkilendirmek için basit bir tekerleme: 'FONDÜye FOND'um (düşkünüm).'

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.