adjective

forced

zoraki, zorla yapılmış, yapmacık

It was a forced smile.

Bu zoraki bir gülümsemeydi.

He made a forced entry into the house.

Eve zorla girdi.

((isim)) zoraki (isim) It was a forced smile.

Eş anlamlılar: unnatural, strained, coerced; Zıt anlamlılar: natural, voluntary

'to force' (zorlamak) fiilinden, Eski Fransızca 'force', Latince 'fortia' (güç) kelimesinden gelir.

Bir kapının 'zorla' açıldığını hayal edin. Bu doğal veya gönüllü bir eylem değildir.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.