adjective

foremost

en önde gelen, en önemli, baş

She is the world's foremost expert on this topic.

Bu konudaki dünyanın en önde gelen uzmanıdır.

Safety is our foremost concern.

Güvenlik bizim en önemli endişemizdir.

en önde gelen ((isim)) en önemli veya en iyi He is the foremost authority on the subject.

Eş anlamlılar: leading, principal, chief; Zıt anlamlılar: minor, secondary

'fore' (ön) + '-most' (en üstünlük eki). Kelimenin tam anlamıyla en öndeki.

'Önde' (fore) olmayı ve oradaki 'en' (most) önemli kişi olmayı düşünün.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.