adjective

formidable

zorlu, heybetli, müthiş

She is a formidable opponent in chess.

Satrançta zorlu bir rakiptir.

He has a formidable reputation.

Müthiş bir üne sahip.

The team faces the formidable task of climbing the mountain.

Takım, dağa tırmanma gibi zorlu bir görevle karşı karşıya.

((formidable)) + isim zorlu ~ A formidable challenge.

Eş anlamlılar: intimidating, daunting, impressive; Zıt anlamlılar: unimpressive, weak

Latince "formidare" (korkmak) kelimesinden gelir. "-able" eki "-ebilir" anlamına gelir. Yani, "korkuya neden olabilir".

"For me, double!" (Benim için iki katı!) - beklediğinizden iki kat daha zor görünen bir görevle yüzleştiğinizi hayal edin.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.