verb

forsake

terk etmek, bırakmak, vazgeçmek

He will not forsake his family.

Ailesini terk etmeyecek.

She had to forsake her old habits.

Eski alışkanlıklarını bırakmak zorunda kaldı.

((birini/bir şeyi)) terk etmek Onu asla terk etmeyeceğine söz verdi.

Eş anlamlılar: abandon, desert, renounce; Zıt anlamlılar: keep, support

Eski İngilizce 'forsacan' (vazgeçmek, reddetmek) kelimesinden. 'for-' (tamamen) + 'sacan' (tartışmak).

Akılda kalıcı bir ifade: 'Tanrı aşkına, beni terk etme!' (For goodness' sake, don't forsake me!)

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.