adjective

fortunate

şanslı, talihli

He was fortunate to find a good job.

İyi bir iş bulduğu için şanslıydı.

It was a fortunate turn of events.

Bu, olayların şanslı bir şekilde gelişmesiydi.

((to be)) fortunate ((to-inf)) (bir şeyi yapacak kadar) şanslı olmak. İyi bir iş bulduğu için şanslıydı.

a fortunate ((isim)) şanslı bir (isim). Bu, olayların şanslı bir şekilde gelişmesiydi.

Eş anlamlılar: lucky (şanslı), blessed (kutsanmış); Zıt anlamlılar: unfortunate (talihsiz), unlucky (şanssız)

Latince 'servet, şans' anlamına gelen 'fortuna' kelimesinden gelir.

İyi bir 'fortune' (servet/şans) sahibi olan kişi 'fortunate' (şanslı) olur.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.