verb

foster

geliştirmek, teşvik etmek, bakmak

We want to foster a sense of community.

Bir topluluk duygusu geliştirmek istiyoruz.

They decided to foster a child.

Bir çocuğa koruyucu aile olmaya karar verdiler.

((sth.)) (bir şeyin) gelişimini teşvik etmek veya desteklemek The team tries to foster creativity.

((sb.)) (öz çocuğu olmayan bir çocuğu) büyütmek They foster two children.

Eş anlamlılar: encourage, promote, cultivate, nurture; Zıt anlamlılar: neglect, suppress

Eski İngilizce'de 'beslemek, büyütmek' anlamına gelen ve 'food' (yiyecek) ile ilişkili olan 'fōstrian' kelimesinden gelir.

'Foster' kelimesi 'poster' gibi okunur. Bir fikri 'poster'lerle destekleyerek onu 'foster' (geliştirmek) ettiğinizi düşünün.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.