adjective

frail

zayıf, çelimsiz, kırılgan

Her frail hands could barely hold the cup.

Zayıf elleri bardağı zor tutuyordu.

The old bridge looks very frail.

Eski köprü çok çelimsiz görünüyor.

frail bir ((kişi/nesne)) zayıf veya narin bir (kişi/nesne) Çelimsiz yaşlı adama yardım etti.

frail görünmek zayıf veya narin görünmek Hastalıktan sonra çok zayıf görünüyordu.

Eş anlamlılar: weak, delicate, feeble (zayıf, narin, çelimsiz); Zıt anlamlılar: strong, robust, sturdy (güçlü, sağlam)

Eski Fransızca 'fraile' kelimesinden, o da Latince 'kırılabilir' anlamına gelen 'fragilis'ten, o da 'kırmak' anlamına gelen 'frangere'den gelir. 'Fragment' ile aynı köktendir.

'Fragile' (kırılgan) kelimesini düşünün. 'Frail' bir kişi veya nesne çok 'fragile' yani kırılgandır.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.