adjective

frantic

çılgın, hummalı, telaşlı

There was a frantic search for the missing child.

Kayıp çocuk için hummalı bir arama vardı.

He was frantic with worry when his son was late.

Oğlu gecikince endişeden çılgına dönmüştü.

((with sth.)) ((bir şeyden)) çılgına dönmüş She was frantic with worry.

Eş anlamlılar: hectic, wild, distraught; Zıt anlamlılar: calm, peaceful

Yunanca 'phrenitis' (beyin iltihabı) kelimesinden gelir ve 'delilik' anlamına gelir.

Bir konserdeki 'çılgın bir fanatiği' (frantic fan) hayal edin, tamamen kontrolden çıkmış.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.