adjective

fraught

dolu, yüklü, gergin

The journey was fraught with danger.

Yolculuk tehlikelerle doluydu.

It was a fraught atmosphere at the meeting.

Toplantıda gergin bir atmosfer vardı.

((sth. ile dolu)) dolu Durum zorluklarla dolu.

Eş anlamlılar: filled, charged, tense; Zıt anlamlılar: calm, peaceful

Orta Hollandaca 'vracht' (kargo, navlun) kelimesinden gelir. Genellikle olumsuz bir şeyle 'yüklü' olma fikri.

Sorunlarla 'fraught' (dolu) olan bir 'freight' (yük) gemisi hayal edin.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.