adjective

free

ücretsiz, özgür, serbest, boş

The coffee is free.

Kahve ücretsiz.

You are free to go.

Gitmekte serbestsin.

Are you free this evening?

Bu akşam müsait misin?

This product is free of chemicals.

Bu ürün kimyasal içermez.

((olmak)) free ücretsiz olmak The coffee is free.

((olmak)) free ((to-inf)) bir şeyi yapmakta serbest olmak You are free to go.

((olmak)) free ((of/from sth.)) bir şeyden arınmış olmak This product is free of chemicals.

Eş anlamlılar: ücretsiz, müsait, özgür; Zıt anlamlılar: pahalı, meşgul, esir

Eski İngilizce'de 'esaret altında olmayan, soylu' anlamına gelen 'frēo' kelimesinden gelir.

Hem 'ücretsiz' (bedava) hem de 'özgür' anlamına geldiğini unutmayın. 'Free' bir kuş gibi, hem özgür hem de bilet almasına gerek yok.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.